‟Yapı sektörünün buluşma noktası„
Reha Günay - "İstanbul'un Kaybolan Ahşap Konutları"

Reha Günay - "İstanbul'un Kaybolan Ahşap Konutları"

Kuruluş amacı mimarlık ortamına kalıcı katkılarda bulunmak, düşünsel ve teknik konularda yaygın bir bilgi paylaşım ortamı sağlamak olan , 1973 yılından bu yana kesintisiz olarak sürdürdüğü çalışmalarıyla ülkemizin mimarlık yayıncılığı alanında önemli bir yere konumlanmış. YEM Yayın'ın düzenlediği "İstanbul'un Kaybolan Ahşap Konutları" söyleşisinde Reha Günay, mimarlık öğrencileriyle buluşuyor. İstanbul Kültür Üniversitesi, Ataköy Kampüsü, Mimarlık Fakültesi, Seminer Salonu II'de gerçekleşecek olan söyleşi, genç mimar adaylarına mesleğe hoşgeldin demek ve bu alandaki motivasyonlarını artırmak amacı ile düzenleniyor.
Etkinlik Bilgileri
Türü:

Toplantılar

Tarih: 18.03.2015
Saat: 15:30 - 17:30
Yer:

İstanbul Kültür Üniversitesi - Ataköy Kampüsü - Mimarlık Fakültesi

Süre: 2 saat
Max Katılımcı: 300
Ücret:

Ücretsiz


REHA GÜNAY "İSTANBUL'UN KAYBOLAN AHŞAP KONUTLARI" Söyleşisinde Mimarlık Öğrencileri ile Buluşuyor…


YEM Yayın'ın 2014 yılından bu yana düzenlediği “YEM Yayın Söyleşiler Dizisi” kapsamında gerçekleştirilecek "İstanbul'un Kaybolan Ahşap Konutları" söyleşisinde Prof.Dr. Reha Günay, mimarlık öğrencileriyle buluşuyor. İstanbul Kültür Üniversitesi, Ataköy Kampüsü, Mimarlık Fakültesi, Seminer Salonu II'de gerçekleşecek olan söyleşi, genç mimar adaylarına, “Mesleğe hoş geldin” diyerek, kitaplarından ve projelerinden tanıdıkları meslek büyükleriyle yüz yüze gelme fırsatı sunuyor. 

Kuruluş amacı mimarlık ortamına kalıcı katkılarda bulunmak, düşünsel ve teknik konularda yaygın bir bilgi paylaşım ortamı sağlamak olan ve 1973 yılından bu yana kesintisiz olarak sürdürdüğü çalışmalarıyla ülkemizin mimarlık yayıncılığı alanında önemli bir yere sahip olan YEM Yayın, başta üniversite öğrencileri ve akademisyenler olmak üzere konuya ilgi duyan herkesin katılımına açık olarak 2014 yılında Mimar Cengiz Bektaş ile gerçekleştirdiği YEM Yayın Söyleşiler Dizisini Mimar Prof.Dr. Reha Günay ile sürdürüyor.

“İstanbul'un Kaybolan Ahşap Konutları" söyleşisinde Reha Günay, 2014 yılında Radikal Kitap’ın “yılın en iyi 100 kitabı” seçkisi arasında yer bulan “İstanbul'un Kaybolan Ahşap Konutları” kitabında ayrıntılı olarak aktardığı Türk ev geleneği, İstanbul’daki ahşap konut dokusu ve bu dokunun sosyal yaşama etkilerini dinleyicilerle paylaşacak. Günay, İstanbul’un yitirdiğimiz ahşap konut dokusunu belgelediği, 1955 yılından bu yana çektiği fotoğraflardan hazırladığı özel gösterimle söyleşi kapsamında geleceğin mimarlarıyla paylaşacak. 

İSTANBUL’UN KAYBOLAN AHŞAP KONUTLARI


15. ve 16. yüzyıldan günümüze Türk evi geleneğinin en sıradışı örneklerinin vücut bulduğu İstanbul, yakın zamana kadar koruduğu ahşap konut dokusunu ve buna paralel gelişen yaşama kültürünü bugün yitirmiş görünüyor. Bu geleneğin örneklerini eşsiz fotoğraf kareleriyle ölümsüzleştiren kitap, bu tipolojiyi ve ortaya çıkardığı konut dokusunu gelecek kuşaklara aktaracak önemli bir belgeleme çalışması olarak dikkat çekiyor. YEM Yayın’ın hazırladığı kitap, iki ana bölüme ayrılıyor. Birinci kısım ahşap konut yapımının tarihçesinden “Türk evi” kavramını mimari ve yapım tekniği açısından anlatıyor. Ardından da bu geleneğin günümüze kadar gelebilmiş seçkin örneklerini planlar, resimler, gravürler ve fotoğraflar eşliğinde sunuyor. İkinci kısım ise Reha Günay tarafından 1960 yılından günümüze kadar farklı tarihlerde çekilmiş 4.000’e yakın fotoğraf arasından seçilen 200’ü aşkın siyah-beyaz fotoğrafla İstanbul konut dokusunun izini semt semt sürmeye çalışıyor. 

İstanbul’un Kaybolan Ahşap Konutları, yalnızca bir yapı tipolojisi ya da yapım tekniğinin anlatımının ötesinde, bir dönemin ev yaşantısı ve sosyal ilişkileri hakkında da fikir veren, ayrıca “zamanın değişimini ve toplumun, ekonominin, teknolojinin, kentleşmenin nereden nereye gittiğini gösteren” bir belgeleme çalışması olmayı amaçlıyor. 

Prof. Dr. Reha Günay kitapta yer verdiği fotoğrafları şöyle anlatıyor: “Fotoğrafları hazırlarken ve seçerken evleri çevreleriyle beraber vermeye çalıştım. Bazen henüz yapılaşmamış ağaçlı yan parselle, bazen telefon ve elektrik direkleri ve telleriyle, pencerelerden uzanan soba boruları ve altına takılan is toplayıcı konserve kutularıyla, bunların bağlantı telleriyle, ahşap ev kaplamalarındaki çürümüş bir parçayı çıkarıp kendine yuva kurmuş karga ve güvercinleriyle, içinden otlar sarkan küçücük serçe yuvalarıyla daha sonraları çatılara konulan televizyon antenleriyle… Bütün bunlar o zamanki ev yaşantısının bir parçası olarak tarihe geçecek belgelerdir. Zaman zaman yıkılmış, bozulmuş ev resimleri de göreceksiniz. Yıkık evler yapım yöntemi hakkında bize önemli bilgiler verdiğinden benim çok beğendiklerim arasındadır. Ayrıca bozulan daha doğrusu apartmanlaşan bir çevre içinde kalan tek tük evler de o mahallenin eski dokusu hakkında bize bilgi verdiği gibi zamanın değişimini ve toplumun, ekonominin, teknolojinin, kentleşmenin nereden nereye gittiğini gösteren belgelerdir. İster ders alırsınız, ister ‘Değişim esastır başka türlüsü olamazdı’ der geçersiniz.”